
Çocuğunuzu Merak Edin, Ama Acele Etmeyin!
Sabahın erken saatlerinde uyandın ve sıcacık yatağından çıkıp, yumuşacık yastığınla vedalaşıp çantanı sürükleye sürükleye evden çıkıp servise bindin. Ajandanı açtın, önünde madde madde yapılacaklar listesi… Senin, iş arkadaşlarının ya da çalışanlarının duygusal sancıları, bir çalışıp bir takılan fotokopi makinesi derken bir yerden başladın güne. Belki de ajandanda yazan hiçbir işe daha dokunmadan; paydos!..
Kapıda İstanbul trafiği bekliyor. Kendini eve zar zor attın. Kapıyı açan annen, baban, eşin ya da çocukların sana “Hoş geldiiin! Günün nasıl geçti?” derken, kalan son enerjinle “İyi” diyebildiysen ne mutlu. Tek yapmak istediğin elini yüzünü yıkayıp üzerindekilerden kurtulmak. Evde seni karşılayan kişi de peşinde bu arada. “Ne oldu? Canın mı sıkkın? Konuşmuyorsun. Seni üzen bir şey mi oldu?” … Cevap yok. Yemek vakti. Sofradasınız; “Anlat bakalım bugün neler yaptın? Ne iş yaptın? Ne öğrendin?”
Kaç yaşındasın? 10, 20, 30 ya da 40’larında… Böyle bir senaryoda kendini nasıl hissettin? Ben yazarken daraldım. Şimdi bunu bir de çocuğunuz açısından düşünün. 4-5 yaşında ya da 10-11 yaşında olsun. Sabah 8’de başlayıp akşam 4’te biten gün onun küçük bedeni için o kadar büyük ki.. Yaptığı şeyleri hatırlaması, duygularını ifade etmesi o kadar zor ki… Hele bir de iletişim sadece soru- cevap şeklinde olduğunda.
Peki ne yapmalıyım? Çocuğumu merak etmemeli miyim?
“Merak edin, acele etmeyin” derim.
Bazı çocuklar kapıdan girer girmez okulda ne oldu ne bitti anlatmaya başlarlar. O zaman varsın anlatsın. İlgiyle dinleyin, göz temasını da ihmal etmeyin. Paylaşmayı tercih etmeyen çocuklar içinse önce siz kendi gününüzden bahsederek başlayabilirsiniz. O gün yaşadığınız ilginç bir olay, yolda gördüğünüz farklı bir ilan, trafik kurallarına uymayan bir otobüs şoförü, size sürpriz yapan iş arkadaşınız… Bu paylaşımlar için uygun zamanı kollamak / yaratmak çok önemli. Aile bireylerinin bir arada olduğu yemek saatleri uygun vakit olabilir.
Telefonun olmadığı bir yemek masası, televizyonun kapalı olduğu bir mutfak, ortamın doğallığını ve samimiyetini arttırır. Bunun dışında çocukların oynadıkları oyunları gözlemler ya da katılırsanız gün boyu yaşadıklarının yansımasını görebilirsiniz. Oyundaki karakterlere verilen isimler, görevler ve diyaloglar gerçek hayattan izler taşır.
Özetlemek gerekirse öğrenme bir süre değil, süreçtir. Süre sınırlıdır, süreç ise sınırsız. Öğrendiklerini, yaşadıklarını sindirmesi için çocuğunuza zaman tanıyın, tanıyın ki sindirsin, içselleştirsin, kalıcı olsun, paylaşsın.
Yazar Hakkında, Büşra Akça
Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği ve Okul Öncesi Öğretmenliği çift anadal programlarından mezun olduktan sonra özellikle çocuklara yönelik İngilizce öğretimi ve yaratıcı problem çözme becerileri üzerinde çalıştı. 5 yıldır FMV Erenköy Işık Okulları'nda İngilizce Öğretmeni olarak çalışıyor.
Yazarımız kendi tecrübelerine dayanarak, anne- babalardan gelen bir çok farklı alandaki sorulara, yazılarıyla ışık tutmaya devam edecek.
Yazarın diğer yazıları:
Çocuğum Evde Hiç İngilizce Konuşmuyor-1
Çocuğum Evde Hiç İngilizce Konuşmuyor-2
