
Fotoğraf Sanatçısı Burçin Çobanoğlu ile Söyleşi
Hikaye (an) fotoğrafçılığı yanında moda ve endüstriyel fotoğrafçılıkta da oldukça başarılı olan Burçin Çobanoğlu sıcakkanlılığı, enerjisi ve hayata bakış açısıyla tanıştığınız ilk anda kendisini size sevdiriyor. Hamilelik çekimleri ile başlayan güzel bir serüvenin her anında yanınızda oluyor; doğumunuzda, bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınızda ve bebeğiniz büyüdükçe her anı yine Burçin Çobanoğlu’yla ölümsüzleştirmek istiyorsunuz. Öyle bir bağımlılık yaratıyor!
Göztepe’de, İstanbul Oyuncak Müzesi’nin hemen yanında bulunan sevimli stüdyosunda bizi ağırlayan Burçin Çobanoğlu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Üstüne bir de bize modellik yaptı. Fotoğrafçılığı kadar modellikte de oldukça başarılı. Göstermiş olduğu içtenlik ve misafirperverliğe sonsuz teşekkür ederiz.
Burçin Çobanoğlu Kimdir? Yaşı, burcu?
1981 doğumluyum. Tam bir balık kadınıyım. Duygusalım, hayalperestim, her konuda çok hassasım ve 6. his kurbanıyım (yükselenimin terazi olması biraz kendimi firenlememi sağlıyor). Bir kız kardeşim var. Yan yana geldiğimizde siz kardeş olamazsınız diyecek kadar birbirimizden hem tip olarak hem de karakter olarak farklıyız.
Ailede fotoğrafçı var mı?
Ailede fotoğrafa meraklı olan bir ben varım ama annem de kardeşim de resim yapıyor. Kardeşim resmin bir adım ötesine geçip mimar oldu.
Fotoğrafçılık merakın ne zaman başladı?
Çocukluğumda komşu çocuklarını eve toplar onları boyar, giydirir fotoğraflarını çekerdim. Bilmiyorum belki de bugün daha çok çocuk fotoğrafı çekmem bundan sebeptir. Bu işi eğlenceli buluyorum.
Fotoğrafçılık nasıl mesleğin haline geldi?
Uludağ Üniversitesi Ekonometri Bölümü mezunuyum. Okul bittikten sonra özel bir finans şirketinde çalışma hayatına başladım. Aynı dönemde Bahçeşehir Üniversitesinde stratejik pazarlama ve marka yönetimi yüksek lisansı yaptım.
Fotoğrafçılık hobi olarak başladı. İkinci üniversiteyi bitirdikten hemen sonra işi bıraktım. Sosyal çevremi geliştirmek için fotoğrafla ilgili bir kursa gittim. O kurs bitti diğeri.. derken bir kaç arkadaşıma güzel bir hatıra bırakmak adına özel günlerini fotoğrafladım. Önce bir düğün, sonra bir doğum.. derken onların tanıdıklarından talep geldi ve kendimi hızlı bir temponun içinde buluverdim. Doğru işler doğru insanlarla yapılınca hep güzel sonuçlar çıkar. Sanırım hep doğru zamanda doğru insanlarla çalıştım. Bugün elimde bir stüdyom, fotoğraf için yaptığım yatırımlar ve hayatlarına fotoğraf kareleriyle uğradığım çok tatlı insanlar var. Ne mutlu..
Bir daha dünyaya gelsen hangi meslekle uğraşmak isterdin?
Hayatı hep film tadında yaşayan biriyim. Hani metrobüse binersin fonda (kulağında) bir müzik… kısa bir film gibi akar ya hayat, işte aynen öyle. Onun için yine fotoğrafçı olmak isterdim. Ruhumu yansıtıyor çünkü fotoğrafçılık. Ama ne yalan söyleyeyim bu mesleği farklı bir ülkede yapmak isterdim. Fotoğrafı ‘’sanat’’ olarak gören ve bu sanata değer veren bir ülkede.
Anne olmak, hayata ve işine bakış açını değiştirdi mi?
Bakış açımı değiştirmedi ama yeni şeyler öğretti. Farkındalığımı arttırdı. Bunu en çok stüdyoda yaptığım yenidoğan çekimlerinde hissettim. Oğlum çok ağlayan, kolik, bir bebekti. Onu sakinleştirmek için 6 ay verdiğim mücadele sonunda çok farklı yöntemler öğrendim. Bu nedenle özellikle büyük bir sabır ve emek gerektiren yenidoğan çekimlerimde artık bebekleri çok rahat sakinleştirebiliyor ve daha keyifli çekimler yapabiliyorum.
Bunun dışında doğum sonrası evde yaşanan karmaşa ve yoğun, yorucu süreci daha net bildiğim için; iş sürecinde yaşanan aksilikler, gecikmelere daha esnek yaklaşabiliyor, müşterilerimi daha iyi yönlendirebiliyorum. En tatlı olan şey de yeni bir anne olduğumdan bilgilerim hala çok taze, iş dışında da fikrimi almak isteyen taze annelere yardımcı olabilmek bana mutluluk veriyor.
Sence fotoğrafçılık doğuştan gelen bir yetenek mi yoksa sonradan öğrenilebilir mi?
Her ikisi de. Öncelikle yetenek, arzu ve aşk işi. Sonrasında ise disiplinli bir çalışma.
Çocuğun fotoğrafçı olsun ister misin diye klişe bir soru sorayım?
Tabi ki isterim. Fotoğraf insanın dünyaya bakışını değiştiren bir iş, bir sanat. Onun da farklı bir bakış açısı olsun isterim. Daha duyarlı olsun isterim. Ayrıntıları görsün isterim. Hangi açıdan bakarsa baksın duygularını kullanmaktan çekinmesin isterim. Bunların hepsi bu sanat dalında var olan şeyler.
Kendini ve mesleğini geliştirmek için neler yapıyorsun?
Takip ediyorum. Fotoğrafla ilgili her şeyi takip ediyoru, hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki gelişmeleri, yenilikleri... Ve tabi ki bir balık insanı olarak arada hayal kurup gerçekleştirilebilirliğini ölçüyorum hayallerimin. Sonra da uyguluyorum işte :)
Fotoğrafçılığın zor yanları neler?
Fotoğrafçılığın, diğer mesleklerde olduğu gibi, her dalında ayrı bir güzellik ve zorluk var. Benim özellikle üstünde çalıştığım doğum, düğün yani hikaye/ an fotoğrafçılığında en büyük zorluk ‘’zamansızlık’’. ‘’Doğuma yetişebilecek miyim? Doğumhaneye beni almayı ya unuturlarsa?’’ gibi streslerin yanı sıra, zamanı yönetirken birçok faktörün benden bağımsız işlemesi ve bunun sonucu olarak da ‘’plansızlık’’ kaçınılmaz. Çekimin ne zaman geleceği hiç belli olmadığı gibi benim de bugün kaç saat uyuyacağım, kahvaltımı kaçta yapacağım, akşam yemeğini pişirip pişiremeyeceğim, tatile çıkıp çıkamayacağım gibi şeyler de her zaman belirsiz. En büyük zorluğu bu benim için, sürprizleri ve farklılığı sevsem de ani değişimler beni yoruyor. Sorumluluk duygusu yüksek bir insan olmam beni ayrıca yoruyor. ‘’Olmaz’’ kelimesinin varlığını zaman zaman unutuyorum. Her şeyi oldurmaya çalışıyorum. Kısaca kendimden ve hayatımdan fazla ödün veriyorum. Mesleğim gereği bunu da yapmak zorundayım. Gecenin 3’nde gerçekleşmek üzere olan bir doğuma yetişememe veya uyuya kalma gibi bir alternatifim olamaz.
Dahası hep pozitif ve güler yüzlü olmak zorundasınız. İnsanların en önemli anlarında yanlarında oluyor, anılarını ölümsüzleştiriyorsunuz ve tüm bunların yanı sıra onlara moral vermek ve destek olmak durumundasınız. Zaten ister istemez öyle bir bağ kuruluyor ki aranızda, biranda aileden biri oluveriyorsunuz.
Ne tür fotoğraf çekimleri yapıyorsun?
Daha çok doğum ve düğün çekimleri yapıyorum. Aynı zamanda Göztepe’de bir stüdyom var. Orada hamilelik çekimleri, bebek, çocuk ve aile çekimleri yapıyorum. Zaman zaman kurumsal firmalarla da çalışıyorum. Bir dönem dergi ve gazeteler için de çalıştım.
Ayrıca doğum günü fotoğraf çekimi yapıyorum. Stüdyoda gerçekleştirilen bu çekimler, maket pastanın veya cake smash pastanın çocuğunuz tarafından özgürce parçalanıp, elleriyle afiyetle yemesinden ibaret oluyor. Stüdyoda çekilen bu fotoğraflar daha sonra asıl doğum günü partisinde ‘’süsleme’’ olarak kullanılabiliyor, böylece doğum günü parti konsepti bebeğinizin fotoğraflarından oluşmuş oluyor. En önemlisi de parti esnasındaki kalabalık ve koşturmacadan uzak, sakin bir kutlama stüdyoda fotoğraflanmış oluyor.
Bir anne adayı doğum fotoğraflarını çekmen için seni aradı, nasıl planlama yapıyorsunuz? Ne şekilde ilerliyorsunuz? Seni kaçıncı aylarında arıyorlar örneğin?
Eğer hamilelik çekimi de istiyorlarsa karınları belirginleştiği anda beni arıyorlar. Stüdyoda, evlerinde veya dış mekanda hamilelik fotoğraflarını çekiyoruz. Doğum fotoğraf çekimi için de genelde 6. veya 7. ayda arıyorlar. Öncelikle doktorun kendilerine söyledikleri tarih aralığını benimle paylaşıyorlar ve ben onu not alıyorum.
Tarih yaklaştıkça beni bilgilendirmelerini rica ediyorum. Doğum gün ve saati kesinleştiğinde 45 dak. öncesinden itibaren hastanede oluyorum. Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası annenin, ailenin ve bebeğin, varsa bebek şekeri, bebek süslemesi gibi ikramların fotoğraflarını çekiyorum.
Normal Doğumda nasıl planlama yapıyorsunuz? Anneler doğum anındaki çekimi istiyorlar mı?
Normal doğumlarda ise anne adayı yine bir tarih aralığı belirtiyor bana ancak doğumun ne zaman olacağı kesin belli olmadığından ve başka doğum çekimlerimle çakışabileceğinden en baştan kendisine bilgi veriyorum. Kendisini zor durumda bırakmak istemediğimi ve isterse birini önerebileceğimi, veya kendisinin başka bir fotoğrafçıyla daha önceden anlaşma yapabileceğini iletiyorum.
Normal doğumlarda bazı anne adayları çekinerek, doğumhaneye girmemizi istemeyebiliyorlar. Ama onlara doğumhanede hangi pozisyonda olacağımı (annenin hemen yanı başında) ve bebek doğar doğmaz 1-2 kare çektikten sonra hemen dışarıya çıkacağımı ilettiğimde rahatlıyor ve içeri girmemi kabul ediyorlar. Eğer baba da doğuma girecekse, ameliyathanede anne hazırlanıyor ve babayla beni sonradan içeri alıyorlar.
Senin doğumuna bir sürü fotoğrafçı arkadaşın girdi ve birbirinden muhteşem fotoğraflar çekti. Bir de doğum filmin var değil mi?
Çok güzel dostluklar biriktirmişim... Yaşadığım, tadına doyamadığım, en güzel anlarımdan biriydi doğumum. Fotoğraflara bak bak bitiremiyorum, hepsi birbirinden özel ve güzel. Videomuz da var evet, linki burada. Her şey Deniz için ve #hayatdenizleguzel
Hayalinde çekim yapmak istediğin biri veya mutlaka şuraya gitmeli ve burada çekim yapmalıyım dediğin bir yer var mı?
Eğer daha küçük bir hayalden bahsediyorsak şu an için uzak doğuyu görmek ve orada gezerken çekim yapmak hayallerim arasında. Daha büyük bir hayal olarak da bu mesleği Londra da yapmak istiyorum (son dönemde de geleceğe dair planlarım arasında var).
Sadece İstanbul içinde mi çekim yapıyorsun? Başka ülke veya şehirlere de gidiyor musun?
Elbette. Türkiye’nin her yerine gidebiliyorum. Bir keresinde İngiltere’ye gitmişliğim bile var. Ve o hastanede doğum çekimi yapan ilk fotoğrafçı olma ünvanına da sahip oldum.
Türkiye’deki hastanelerde başlayan ‘’doğum fotoğrafçısına sınırlama getirme’’ uygulaması hakkında neler düşünüyorsun?
Hiç iyi şeyler düşünmüyorum :) öncelikle bunun hasta haklarına uygun olmadığını düşünüyorum. Doğum yapan bir kadının nasıl doktor ve hastane seçiminde özgürse fotoğrafçı seçiminde de özgür olması gerektiğine inanıyorum. Maalesef son dönemde hastaneler nedense anlaşmalı fotoğrafçılarla çalışıyor ve müşterilerini bu kişilerle çalışmaya zorluyor. Umarım kısa zamanda bu konuya bir çözüm getirirler. Sırf bu yüzden bu mesleğin ölmesini (sanattan uzaklaşmasını) istemiyorum.
Doğum fotoğrafçımı nasıl seçmeliyim başlıklı blog yazımda bu konudan detaylıca bahsetmiştim.
Bir fotoğrafçı olarak vizyonun nedir? İleride daha büyük bir ekip kurma düşüncen var mı örneğin?
Daha büyük bir ekip hiçbir zaman hedefim olmadı. Bu işi tek başıma, butik yapmaktan memnunum. İnsanların ‘’Burçin Çobanoğlu’’na geldiğini bilmek beni mutlu ediyor. Her işle tek tek ilgilenmek yorucu olsa da inanılmaz büyük bir keyif. Şu an için odaklandığım tek konu yurtdışında ve özellikle de Londra’da yaşamak ve bu işi orada yapmak. Daha yaratıcı ve özgür olacağımı, dahası işime çok daha fazla değer verileceğini düşünüyorum. Tabi ki bunun için önümde bir iki sene var. Deniz’in (oğlumun) kreş dönemi gelmeden böyle bir adım atmayı planlamıyorum. Ama hedefim bu.
Fotoğrafçılık yaptığın süre zarfında, yaşadığın ve ‘’asla unutamam’’ dediğin bir anı var mı?
Evet var. Biraz komik biraz da “yok artık” dedirten tesadüfler zinciri. Sanırım 3 yıl önceydi. doğum için gittiğim bir hastanede, anneyle birlikte ameliyathaneye girdik (eşi girmedi ve kapıda tüm aile ile birlikte bekliyordu). Ameliyathane dolu olduğu için anneyle biz biraz içeride bekledik. Neyse, her şey çok güzel geçti ve biz bebekle birlikte dışarı çıktık. Kapıda bekleyen aile ve özellikle baba, bebeği görünce sevindi ama sanki girmeden önceki heyecanları bitmiş gibiydi… Sonradan öğrendim. Yoğunluktan olmuş ne olduysa. Hemşire bizden bir önce doğum yapan annenin bebeğiyle çıkıyor doğumhane kapısından ve bizim aile kendi bebekleri sanıp düşüyorlar hemşirenin peşine. Bebek odasının camından izleyecekler bebeklerini güya. Hemşire bir açıyor havluyu bebek kız olması gerekirken erkek!!
Baba kendi bebekleri olduğuna emin, başlıyor hikayeler yazmaya. ‘’eyvah kapı süsü pembe! Oda süsleri pembe?!’’ ‘’Hayırrr evinde odası bile pes pembe!!’’ şeklindeki saniyelik düşüncelerden sonra cama tıklıyor baba, ‘’bizim bebek kız olacaktı?’’ diyor. Hemşire bebeğin künyesine bakıyor -bu künye ameliyathanede hem anneye hem bebeğe takılıyor ve hastaneden taburcu edilene kadar kadar ikisinin de bileğinden çıkarılmıyor, dolayısıyla bebeklerin karışması söz konusu bile olamaz- ‘’Bu sizin bebeğiniz değil zaten?’’ diyor.
Neyse aile aşağıya iniyor ve bekleyen diğer aileye durumu anlatıyor. Ve işin daha da ilginç kısmı; ailer kapı komşusu çıkıyor! İki aile de o gün doğum için Edirne’den gelmişler! Bir Aşk Tesadüfleri Sever anı yaşanıyor :)
Olasılığını düşündüğümde hala inanamadığım, başıma gelen en ilginç olaydı bu kesinlikle.
Söyleşi: Özlem Canbolat
