
İki Çocukla Paris Seyahati
Ağustos ayında 7 ve 9 yaşlarında iki çocuğumuzla Paris’te 14 gün geçirdik. Seyahat öncesi yaptığımız hazırlıkları ve seyahat detaylarını size bu yazıyla iletmek istedim, benim ve çocuklarım için de güzel bir arşiv olacağına inanıyorum.
Biletlerimizi Atlas Global’den Haziran ayında aldık (şansımıza Atlas Global o tarihte iflas açıklamamıştı!). Biletlerimizi baya geç aldık aslına bakarsanız ve 1 ay bile geç almış olmamız bize ekstra 2000TL zam olarak geri döndü.
Pasaport ve Vize İşlemleri
Seyahatimiz öncesi çocuklara pasaport çıkarttık. Öğrenci olanlara max. 5 yıllık pasaport veriliyor ve pasaport harcı ödemiyor çocuklar. Çocuk başına sadece 133 TL gibi bir rakam defter harcı olarak bankaya ödeniyor.
Vize işlemleri için üzerimize kayıtlı tapu, araç ruhsatı ve bankadan detaylı döküm aldık. Biletimizi almış olduğumuz için vize konusunda aksilik yaşamamak için her türlü evrağı toparladık. Çalıştığımız işyerinden yurtdışına çıkabilir yazısı (antetli kağıda) ve muhasebeciden aldığımız 3 aylık hizmet dökümü gibi evrakları da başvurumuza ekledik..
Vize işlemlerimizi VSF Global aracılığıyla yaptık. Anadolu yakasında bir şubesinin olması bizi Avrupa yakasına geçmekten kurtarmış oldu. Vsf global’in web sitesinden randevu oluşturduk ve emailimize gelen barkod ile birlikte, hazırladığımız tüm evrakları vsf’ye götürdük. Çocuklar da bizimle geldi. (Not: Vsf Global'in ismine benzeyen bir web sitesi varmış ve burası sadece vize işlemleri için neler yapacağınız konusunda danışmanlık veriyormuş, bir yakınımız yakın zamanda buraya para kaptırdı. Web sitesine girerken vsf global'in resmi sitesine girdiğinizden emin olun)
Evraklarımız içinde tek unuttuğumuz seyahat poliçemizdi, bunu da vsf global’in içerisinde yaptırdık. Vsf Global vize işlemleri için adam başı bir ücret alıyor, 4’ümüz için toplam 1800TL civarı bir rakam ödemiş olduk. 2-3 dak. sıra bekledikten sonra bize sıra geldi. Yetkili evraklarımızı inceledi. 3 gün sonra oradan gelip pasaportlarımızı alabileceğimizi veya tc numarasıyla birlikte yetki verebileceğimiz birinin gidip oradan pasaportlarımızı alabileceğini veya kargo ile adresimize gönderilebileceğini ancak yine başka biri alacaksa yine önceden tc numarası ile alacak kişiyi yetkilendirmemizi söyledi.
3 gün sonra sorunsuz bir şekilde pasaportlarımız bize ulaştı. Fransa’dan max. 3 aylık vize beklerken, 1 yıllık vize verdiklerini görünce, her gelişmekte olan ülke vatandaşı gibi, sevindik.
Konaklama Tercihimiz
Vizeye başvurmadan önce bir otel veya airbnb gibi bir platformdan, kalacağınız yerin rezervasyon bilgisini vize evraklarına eklemeniz gerekiyor.
14 gün kalacağımız için, tek bir yerde bu kadar uzun süre kalmak istemedik. Çünkü eğer konakladığımız mekanda veya lokasyonda bir sorun çıkarsa son dakika yeni bir yer bulmak zor olacaktı. Bunun için riski minimize ederek 2 farklı yerde kalmaya karar verdik. İlk hafta Türkiye’de Swiss Otel grubunun da dahil olduğu Accor Hotels grubundan otelleri araştırdık. Bir arkadaşım, Fransa’da şubesi olan bir şirkette çalışıyor ve bize oradan bir öneri listesi hazırlattı. Biz apart otelde kalmak istediğimizden, çocuklar devamlı dışarıda yemek yemesin diye düşünerek, ilk haftamızda bir apart otel tercih ettik. Adagio Paris Montrouge Otel, metroya 10 dak. Yürüme mesafesinde ve metro ile merkeze ulaşımı yine 10 dak. Civarında olan bir lokasyonda olduğundan tercih ettiğimiz otel oldu.
Siz yazının en sonunda yer alan *Otel Listesi'nden birini tercih edebilirsiniz. Bizim kaldığımız Adagio Paris Montrouge oteli, Paris’in klasik küçücük otel odalarına kıyasla gayet büyüktü. Otel odasında 1 yatak odası, 1 salon (açılabilir 1 çekyat), çalışma masası, küçük 1 orta sehpa, Lcd Tv, balkon, wc ve banyo (ayrı şekilde) ve mutfak bulunuyordu. Otel odasına ilk girdiğimizde keskin, hacı yağı gibi bir koku bizi karşıladı ve halıflex’ler çoğu otelde olduğu gibi kirden simsiyah olmuştu. Hem koku hem de halıflexin görüntüsü bize kısa süreli bir şok yaşattı. Ancak sonra kokunun odada bulunan sıvı sabun ve duş jellerinden geldiğini farkettik. Belli ki bu koku onlar için ‘temizliğin kokusuydu’:) Halıflex konusunda da yapacak bir şey yoktu, içeride terlikle dolaşarak yerlere basmamaya çalışarak bu sorunun üstesinden gelmeye çalıştık. Mutfakta şarap bardağından, kahve fincanına, tencere ve salata kaselerine, kaşık/çatala, tirbuşona kadar her şey vardı ve hepsi tertemizdi. Şüphe duyduklarımı da tekrar bulaşık makinesine atarak yıkadım. Odada elde yıkamak için bulaşık makinesi deterjanı, makine için bulaşık deterjanı, sünger, tezgah gibi tüm detaylar da vardı. Bolu'daki bir apart otelden farksızdı, sanki Türkiye'deydik:) Çarşaf ve yastıkları da gayet temizdi. Kuru temizlemeden gelmiş ekstra yorgan ve yastıklar da paketli halde dolaplarda duruyordu.
11 sene önce Paris’e eşimle gitmiştik ve o zaman Saint German bulvarında Hotel Abbatial otelinde kalmıştık. Otel Notre Dame’e yürüme mesafesindeydi ve Paris’in en gözde semtlerinden birindeydi. Dolayısıyla Paris bambaşka tanımış ve aşık olmuştum. Bu sefer çocuklarla kaldığımız bölge ise gayet orta düzey bir bölgede yer alıyordu. İlk kez gidecekler için Paris bu muymuş! hissi yaratabilir, baştan söyleyeyim. Daha merkez, Adagio veya İbis Otellerini tercih edebilirsiniz. Bizim süremiz 14 gün olunca, daha ortalama bir yeri tercih ettik.
Bizim odağımız; odada zaten çok vakit geçirmemek ve gezilmesi gereken yerlerin çoğunu gezebilmekti. Ama tabi odaya aç gelen çocuklar için kahvaltılık, meyve veya en kötü makarna yapabileceğim temiz bir mutfak olması idi..
Airbnb Evimiz
Seyahatimizin 2. haftasında önceden kiraladığımız airbnb evine (15 Rue Lacroix, 75017 Paris) geçtik.

Eve, Metro Line 13 ile ulaşılıyordu (Metro Brochant) ve metroya 3-4 dak. yürüme mesafesinde, oldukça merkezi bir konumda idi. Ev sahibi ile airbnb üzerinden devamlı yazışarak, eve geldiğimizde bizi kimin karşılayacağını vs netleştirdik. Kendisi o tarihte şehir dışında olacağı için bizi bir arkadaşı karşıladı. Bu arkadaşın ingilizcesi çok iyi değildi ve bizim için hayati önem taşıyan wifi şifresini ve TV'nin nasıl açıldığını bilmiyordu:)
Bu sırada tipik bir Fransız rahatlığı gösteren ev sahibi Natacha'ya da ulaşılamıyordu. Neyse 1 gün sonra Natacha bize döndü ve doğru wifi şifresini verdi. Kablo tv'yi ise ödemediği için iptal olduğundan kullanamayacağımızı söyledi (rahatlığa bakın:). Halbuki odada fransız çizgi film kanallarında gezinmek çok keyifli oluyordu çocuklar için. Ev tipik bir fransız eviydi, küçük ve kullanışlı. Mutfakta çamaşır makinesi vardı. Ocak ve buzdolabı çalışıyordu. Üstelik mutfakta bir sürü erzak da duruyordu; kahve, un, şeker, tuz vs. Tek sıkıntı banyo lavobosunun ve küvetin daha ilk saniyede tıkanıyor olmasıydı. Bina ve ev çok eski olduğu için sanırım bu kısma, ev hakkında yorum yazan ve yıldızlı 5 veren kimse de takılmamıştı:) Biz takıldık. İlk hafta kaldığımız apart otel kesinlikle bir airbnb evinden daha rahattı. En azından acil durumda görüşebileceğimiz bir yetkili vardı.
Evden ayrılırken, kendi anahtarıyla içeriye bir siyahi adam girdi. Meğer ev temizleme ve çarşaf değişimi için bu hizmeti veren şirketler varmış. Anlayacağınız airbnb sisteminde birçok ev sahibi evine hiç gitmeden/kiracıyla muhatap olmadan, rahatlıkla evini kiraya verebiliyor:)
Adagio Paris Montrouge Hotel'e Ulaşım:
Adagio Paris Montrouge’a metro line 4 ile ulaşılıyor (iniş: Mairie De Montouge son durağı). Yaz aylarında Paris metrolarında çalışmalar yapıldığı için çoğu istasyon kapalı veya bazı hatlar çalışmıyor durumda oluyormuş. Biz de bunu deneyimleyerek anladık. Aynı anda 2-3 hat çalışmayınca ve elimizde Paris’e ilk indiğimiz anda harita da olmayınca baya zorlandık. Paris metro haritasının renkli bir çıktısını mutlaka gitmeden yanınıza alın. Renkli çıktı dedim çünkü her hattın rengi farklı ve çok fazla hat olduğundan bakarken baya kafa karışıyor.
İlk gün Charles de Gaulle (CDG) havalimanından otele gidişimiz hem haritamızın olmayışı hem de kapalı metro hatları sebebiyle, ki sağnak yağmur sebebiyle hat değiştireceğimiz istasyon o gün kapanmıştı, baya maceralı oldu!
Paris’te ULAŞIM:
CDG havalimanından merkeze gidişte metro ile ulaşımda toplam 35 euro civarı para ödedik. Oradaki görevli mutlaka navigo kartı almamızı söyledi. Paris ulaşımı konusunda, Paris'e gitmeden önce 1-2 video izlemiştim ve bu kartın hangi gün alınırsa alınsın Pazar günü iptal olduğu söyleniyordu. Biz Salı günü varmıştık ve geriye 5 günümüz kalmıştı. Günlük bilet fiyatlarına baktığımızda ne kadar harcarsak harcayalım navigo kart ücretine denk gelmeyeceğine karar verdik.
Tüm şehir içi ulaşımımızda her defasında 10’luk biletler aldık. Bu işlemi makinelerden kendimiz yaptık. Önce İngilizce dili seçip, en üstte yer alan metro, bus vs seçeneğine tıkladık, ardından 10+… yazan seçeneğe tıkladık. 10 adedi 7,40 euro'ydu ve tanesi 0.74’e geliyordu. Normalde bilet fiyatı 1.90eu olduğundan bu 10’luklar gayet ekonomik oldu bizim için. Çünkü çocuk bilet fiyatı bile tekli alımlarda 1.40 eu’ydu ve bizim 1 yere gidiş dönüşte toplam 8 bilet bastığımızı düşürsek toplam bilet fiyatı 13.2 eu’ya denk geliyordu. 10’luk biletle ise bu rakam 13,2 değil 5,92 eu olmuş oldu.
Tabi bu 10’luk biletleri sadece metro ve otobüslerde kullanabiliyorsunuz. RER-B ve RER-A denilen trenlerde ise ayrıca bilet almak gerekiyor (tanesi 16,6 eu civarında bu biletlerin). RER-B’yi havalimanına gidiş gelişte kullanıyorsunuz, RER A’yı ise Disneyland’a gidiş ve gelişte. Bunun dışında hiç kullanmıyorsunuz bu Rer’leri. Otobüsü bile kullanmadık biz. Genelde yürüdük, çok yorulduğumuzda ise metro tercih ettik.
Dönüşümüzde ise havalimanına varışımızda bizdeki bitaksi tarzı bir uygulamayı kullandık. (uygulamanın adı bolt (taxify) 44 euroya havalimanına vardık. 3 hat metro ve rer-b ile bunu yapsaydık 50eu civarı bir rakama mal oluyordu. 2 büyük bavulla yorulmamış da olduk..

PARİS’İN GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLERİ
Aşağıda liste halinde yazacağım yerlerin bir çoğunu zaten biliyorsunuzdur. Eminim Cite De Science bilmediklerinizdendir Ve mutlaka çocuklarınızla gidin derim.
1. EYFEL KULESİ

Bilet kuyruğu, biletten sonra Eyfel’e çıkma kuyruğu derken 3 saat ayakta beklemekten bitiyorsunuz evet. Ama bu eziyeti dolayısıyla sanırım, akıllardan çıkmıyor:)
Bileti internetten alabiliyorsunuz, internet fiyatı ile gişeden alış fiyatı aynı olduğu için gişeden almayı tercih ettik. Yetişkin (en tepeye çıkış dahil) 25,5’er Euro, çocuk ise 6,40 euro idi.

Zaten Paris’te Disneyland giriş ücretinden sonra en pahalı olan Eyfel, Louvre ve Cite de Science müzesi girişiydi. Disneyland’a 280 euro civarı bir ücret ödediğimizden (4 kişi), buraların giriş ücreti bize düşük geldi.
Eyfel’e 2008 yılında gitmiştim ve en tepeye çıkmıştım. Her şeyi aynı netliği ile hatırladığımdan bana kar kalan çocukların şaşırması oldu. Ama onlar da kalabalık ve itiş kakıştan başka bir şey hatırlıyor mu orası tartışılır. Ama hayatlarında 1 kez de olsa böyle efsane olan bir yeri görmüş olmaları güzel oldu.
Eyfel Kulesi 1887 yılında Fransız Devrimi'nin 100.yıl kutlamaları anısına bir fuar için yapılmış. Daha sonra Paris’in sembolü haline gelmiş. Çok tarihi bir hikayesi olmasa da, böyle bir yaratıcılık ve cesaret dolu bir hikaye de bana göre takdire şayan.
Eyfel’e 2 ayrı asansörle çıkılıyor. İlki sadece 2. kata çıkarıyor sizi. En tepeye çıkmak için ayrıca bir asansöre biniyorsunuz. 2.katta hediyelik eşya dükkanı var. Ve çok pahalı. Oradan 12 euroya aldığım eyfel kulesi şeklinde anahtarlıkları 0.50 cente Eyfel’in bahçesinde satıyorlardı.
10 sene önce Eyfel’in bahçesine girişte güvenlikten geçilmiyordu. Ama tabi terör olayları sebebiyle artık cam separatörlerle Eyfel’in etrafı kapatılmış ve güvenlikten geçmeden içeri giremiyorsunuz. Bu da ekstra 30 dak. Sıra demek. Çantaların içine mutlaka bakıyorlar. (Yiyecek/içecek sokulmasında herhangi bir sakınca yok).
Sabahtan gitmek gerekir yine Eyfel’e çünkü Paris’te akşam saat 6-7 dedim mi dükkanlar kapanıyor, yiyecek içecek bulmak sorun oluyor.
2. LOUVRE MÜZESİ

Çocuklarla gitsek mi anlarlar mı derken oraya kadar gidip girmemek olmaz dedik. Özellikle Mona Lisa hale varken (Notre Dame Kilisesi’ni malum yangın olayından dolayı göremedik çünkü) görelim istedik. Çocuklarım 7 ve 9 yaşında, Mona Lisa’yı kaç saniye gördüler tartışılır. Şu an pek de anlamamış olabilirler bu eserin önemini, ama yaşları ilerledikçe ne kadar önemli bir eseri erken yaşta görmüş olduklarını farkedecekler.
10 sene önce eşimle Paris’e gittiğimizde, Mona Lisa giriş katta bir odada sergileniyordu ve içeride bu kadar yoğun bir kalabalık yoktu. Şimdi ise tadilat dolayısıyla Mona Lisa müzenin en üst katına taşındığından ve yürüyen merdivenlerle çıkılıyor olduğundan o ‘’S’’ şeklindeki kuyruklar bir türlü bitmedi, bitemedi. Ben diyeyim 2 saat, siz deyin 3 saat sonunda Mona Lisa’ya ulaştık. Başında güvenlikler bekliyordu ve 10 saniye görmemize izin verdiler. Ucundan kıyısından fotoğraf çekebildik.
Daha sonra Paris’e giden bir arkadaşımın dediğine göre eğer pusetli iseniz, size özel imkan sağlanıyor ve asansörle Mona Lisa’nın olduğu kata kadar kolaylıkla çıkabiliyormuşsunuz. Paris metrolarında hiç yürüyen merdiven veya asansör yokken, sadece burada pusetlilere ayrıcalık tanımış olmaları enteresan geldi bize. Çünkü bu pusetliler şehrin içinde de kolaylık tanınmasını arzu ediyorlardır muhakkak. Biz her metroya inip/çıktığımızda ki yorgunluktan sürünüyorduk.. Bebekliler, yaşlılar ne yapıyor burada diye ayrıca bu insanlara üzülüyorduk. Çoğu aile pusetleri kaldırarak (kucaklayarak) merdivenlerden inip çıkıyordu. Burada bizdeki gibi bir el atayım da yardım edeyim durumu da yok tabi:) Toplu taşıma araçlarında bebekli yada pusetli kişilere yer verme gibi bir kültürleri de yok. Diğer yandan iyi tarafı: 7 yaşındaki bir çocuğu metroda bir koltuğa oturttuğunuzda gözleri belertme durumu da yok:)
Önemli: Louvre müzesinde bulunan danışmadaki görevliye çocuk adedini söylerseniz, onlara Louvre Pasaportu veriyorlar. Çocuklarınızın yanında kalem de olsun, içine yazıp çizerler.

Louvre Müzesi girişi çocuklara ücretsiz. Yetişkinler için adam başı 15 euro idi. İçeri girer girmez Mona Lisa kuyruğuna girmelisiniz. Çünkü turlarla insan geliyor ve 5 dak. Bile kuyruğa geç girseniz, bir anda 20 kişi geride olmuş oluyorsunuz. Erken gitmenin bir sebebi de Mona Lisa’dan sonra Müze içinde gezinmeye vaktiniz olması için (haliniz kalırsa tabi). Sıralarda beklerken eğer kış ayındaysanız elinizde montlar vs inanılmaz ağırlık oluyor. Yetişkin başına mutlaka bir büyük sırt çantası almanızı öneririm. Çocukların montları, kitapları, ufak oyuncakları, su, atıştırmalık derken.. tek kişinin taşıması gerçekten zor oluyor.
3. JARDİN DU LUXEMBURG

Gel gelelim çocuklarımın en çok aklında kalan yere. 14 günlük Paris seyahatimiz boyunca belki 3-4 defa gittik buraya. Dev ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiş bir park burası. Altına bir örtü serip oturuyorsun yeşilliklere, ama kimse kimseyle ilgilenmediği için öyle özgür ve rahat hissediyorsun ki.. sanırım çocuklarımın rahat etmesinin sebebi de buydu. Yanınıza ufak bir deniz havlusu tarzı bir şey götürmenizde fayda var. Bizim çantamızda şile bezi bir örtümüz hep vardı. En çok Jardin Du Luxemburg’da işimize yaradı.
Aşağıda gördüğünüz dev çam ağaçlarının ortasındaki alan, yerlere örtü serilip çocukların koşturduğu çim alan.

İçeride yiyecek içecek satılan dükkanlar çok az. Buraya gitmeden önce karşı caddedeki carfourdan atıştırmalık bir şeyler almanızı tavsiye ederim. Parka girdikten sonra çıkıp almak zor geliyor, mesafe yakın değil. Yanınıza çocuklar için yedek çorap da alın, eğer sıcak bir havada gidiyorsanız. Çünkü çocuklar çimlerde çıplak ayak veya çorapla koşup oynuyorlar.
Jardin du Luxemburg çok büyük bir komplekse sahip. Çimlerde oturabileceğiniz kısmın dışında çok güzel bir parkı var. Bizim klasik parklardan çok farklı ve çocuklarım buraya bayıldı. Buraya giriş ücretliymiş. Ama biz ilk gidişimizde giriş kapısını bulamadığımız için, çocukları demirlerden atlatarak içeri soktuk:D Sonra bir baktık ki ücretliymiş. 4-5 euro civarı bir giriş ücreti var. Eğer yakalansaydık 50eu civarı ceza öderdik muhtemelen:(

Jardin du Luxemburg açılış saati 7:30, kapanış 20:30. Hava geç karardığından saatin farkına varmayıp gittik buraya bir akşamüzeri (Çünkü çocuklar illa her günü burada bitirmek istediler). Gittiğimizde bir baktık ki saat 20:40! ve park çoktan kapanmıştı. Tıpış tıpış geri döndük otelimize.
4. CITES DES SCIENCES ET DE L’INDUSTRIE

Fransız bir aile dostumuzun önerisi üzerine daha önce duymadığımız Cite Des Sciences (CDS) ’a gitmek için plan yaptık. İyi ki de gitmişiz. Dostumuz özellikle uzay yolculuğu kısmını mutlaka çocuklarınız görsün demişti. Çocuklar bir yana bizim de yetişkinler olarak görmemiz şahane oldu. Gerçekten o kısmı ben bile hala unutamıyorum.
Avrupa’nın en büyük bilim müzesi olarak geçen CDS, Parc de la Villette’de bulunuyor.

Bilim merkezi kısmında çocukların yaş gruplarına göre girebileceği 2 kısım bulunuyor. Biri 2-7 yaş için, diğeri 5-12 için. Biz 5-12'lik kısma girdik. İçeride aklımızda kalan kısımlardan bahsedeyim: bir platformda çocuklar sırayla koşuyor ve ekranda koşma hızı gösteriliyor. Belli bir seviyede olduğunda ‘mükemmel-orta-düşük' vb şeklinde bir ikaz beliriyor. Çocuklar bunu defalarca deniyorlar ve çok zevk alıyorlar.

Aklımda kalan kısımlardan kısaca bahsedeyim:
Yukarıdaki 1. görselde masada bir elektrik sistemi kurulmuş; masada sabit duran ellerle el ele tutuşunca dev ampül yanıyor. Tabi çocuklar bu sefer 3-4 kişi el ele tutuşup ampülü yakmayı deniyorlar gibi...
Çocukların ellerini koydukları bir buton var ve karşılarındaki ekranda da trompet. Çocuğun kalp atış hızına göre trompet bir melodi çalıyor.
Su oyun kısmı var (yukarıdaki 2. görsel), farklı boruların olduğu, suyun az/çok gönderilmesi durumlarında örneğin bir balonun havalanması gibi bir sistem aktive oluyor (yanınızda yedek kıyafet bulundurun).
Karınca yuvası var. Karıncalar için bir yaşam alanı oluşturulmuş, büyüteçlerle gözlem yapıyorsunuz.
Kelebeklerin yaşadığı küçük bir kısım var. Pupalar ve yeni doğmuş rengarenk kelebekleri görüyorsunuz. İstanbul’daki Kelebek Çiftliği’nin minyatür hali diyebiliriz.
Aşağıdaki fotoğraflar bilim merkezinin fuaye alanında yer alan helikopter ve teknolojik alandan.

5-12 yaş çocuk etkinlik kısmına belirli saatlerde grup grup giriliyor. Ve içeride yanlış hatırlamıyorsam 2 saat süreniz var. Süre bitince sizi çıkarıyorlar. Süreniz bitince doğru Planetarium'a gitmelisiniz (veya öncesinde vaktiniz varsa gidebilirsiniz)

5. PLANETERİUM

Cite Des Science içinde yer alan Planeterium kısmı ef-sa-ne! Buraya girmeden bu müzeden çıkmamalısınız. Çocuk oyun kısmındaki süreniz bittikten sonra doğru Planeterium’a gitmelisiniz. Burası aslında ayrı bilete tabi ancak combo bileti olanlara, eğer içeride yer kalırsa giriş hakkı veriyorlar. Bizim gibi belki 30 kişi ek hakla içeri girdi. Biz ailecek birlikte girdik ama ayrı koltuklarda oturmak zorunda kaldık.
Dev ekranlı salonda sunum Fransızca yapılıyor ve evrenin 13.7 milyon öncesinden bahsediliyor. İngilizce audio almanızda fayda var. Biz bunu düşünemedik. Planeterium girişinde audio kiralanıyor. Fransızca olsa da içerideki ambiyans muhteşemdi. Belki 300 kişilik bir konferans salonu düşünün, tavanı kubbeli. Koltuklarınıza oturuyorsunuz, yarı yatar pozisyonda ve gökyüzüne bakıyorsunuz. Bir uzay gemisinin içinde uzaya gitmiş gibi hissediyorsunuz. Benim tüylerim diken diken oldu. Işıklar açıldığında hala sersem gibiydim.
CDS Bilet fiyatları: Combo biletler adambaşı 16 euro idi.

Müze kısmında çocuk oyun alanı, teknolojik aletlerin olduğu sergi kısmı, spor aletlerinin ve tırmanma duvarının olduğu teknoloji ve spor konseptli alan, farklı saatlerde yapılan bilim atölyeleri ve planeterium bulunuyor.
Buraya da sabah erkenden gitmekte fayda var, çünkü bitiremiyorsunuz gezmeyi.
SDC’in da içinde bulunduğu Villet park alanı oldukça büyük bir kompleks. İçinde çocuk parkı, lunapark, açık hava dans pisti gibi alanlar var. Aşağıda resmini göreceğiniz park da çok keyifli idi. Mutlaka uğrayın derim.

Villet parkı içerisinde gençlerin kendi müzik sistemini getirip dans ettiği, üzeri kapalı, zemini parke bir alan var. Burada da bir süre oturduk ve dans edenleri izledik. Bizim çocuklar da ters köprü vs kurarak en azından sahnede bir şey yapmayı denediler. Bugüne kadar görmedikleri bir şeydi bu, gençlerin kimseyi umursamadan istedikleri gibi dans etmeleri ve bunun için onlara özel bir yer ayrılmış olması gerçekten beni de etkiledi.

Yukarıdaki fotoğraflar Villet parkı içindeki açık hava parkından. Bu kaydırak halatlarla tırmanılan bir girişe sahip, tırmandıktan sonra da oldukça uzun ve dik bir kaydıraktan kayılıyor. Siz ise çocukları karşılamak için bir rampadan inip kaydırağın çıkışına gidip bekliyorsunuz. Çocuklar kaybolmasın diye, eşim ve ben kaydırağın girişinde ve çıkışında olmak üzere 2 ayrı yerde bekledik mecburen:) Çocuklar bayıldı bu kaydırağa.
6. CHAMPS ELYSEES

Burası aynı İstanbul’un Bağdat caddesi. Hatta bizimki daha güzel diyebilirim. Eğer çok boş vaktiniz varsa gidin derim. Sağlı sollu bir sürü markanın mağazası var, Disneyland store 2 katlı, burası güzel. La Fayette var yine bu bulvarda, konseptleri muhteşem.

Benim buraya gitme sebebim bir kitapçı bulabilmek ve çocuklara Fransızca kitap, cd vs alabilmekti. FNAC isimli mağazada aradığımı buldum, bizim D&R’lar gibi bir konsept ama çok çok daha vasat hali. Kırtasiye zaten hiç yok. Çocuk kitapları bölümünde yere oturup dakikalarca kitap seçmeye çalıştım. Paris’ten çocuk kitabı almak gerçekten zormuş, Fransızcayı çok iyi bilmeyen birisi için. Eğer kitap düşünüyorsanız Beyoğlu’ndaki Efy Kitabevi’ne gidin, daha kolay olur işiniz.
Champs Elysees olmazsa olmazım olmasa da oğlum buraya bayıldı. Neden derseniz, yol boyunca bugüne kadar hiç görmediği Ferrari ve lamporchini arabalar gördü. Saatlik kiralanıyormuş. Bu sebeple, bizim köşe başı çiçekçiler gibi sokak başında bu işi yapan siyahiler vardı. Saati 200 euro gibi bir rakamdı yanlış hatırlamıyorsam.
Champs Elysees'den yukarı doğru çıktığınızda Zafer Takı'na ulaşıyorsunuz. Tepeye çıkmak ücretli ve yine ortlama 1 saat sıra bekleniyor. Biz çıkmayı tercih etmedik. Dışarıdan gördük.

7. DİSNEYLAND PARİS

Gel gelelim Paris’in çocuklar için en anlamlı kısmına. 14 günlük seyahatimiz süresince, Ağustos ayı olmasına rağmen her gün yağmur yağdı. Bazı günler sabah yağıp, öğleden sonra güneş açıyordu. Bu sebeple her gün planı hava durumuna bakarak yaptık. Disneyland’ı ikinci haftamızda hava daha iyi olacak bilgisiyle, son günlere bırakmak zorunda kaldık. Halbuki daha erken götürmek isterdim çünkü her an ya ateşlenirlerse gidemeyiz gibi bir korkum vardı. Her gün ortalama 18bin adım yürüdüğümüzden çocuklar ne kadar daha dayanırlardı bilemiyordum:D
Ve zaten Disneyland’a gittiğimiz gün, Efe gece 12’ye doğru havai fişekler altında ateşten titriyordu. O kadar adım atacak yer yoktu ki, kaldırımda bir duvar dibinde yerde kucağımda yatıyordu. Eşim de bize her yer kapanmadan yiyecek bir şeyler almak için sandviç kuyruğundaydı.
Efe günler öncesinde boğazım ağrıyor dediği için, yanımda calpol ve ateş ölçerim vardı. Boğaz ağrısı için ezcanelerin homeopati bölümünden aldığım pastilim de vardı. Disneyland’ın son saatlerinde ateşlendi yavrucağım. Neyse ki artık 9 yaşında olduğundan, bir calpol’e ateş kolayca düşüyordu.
Günde ortalama 12 km yürüdüğümüz için, çocukların hasta olma ihtimalini yüksek görüyordum. Çünkü odaya gelip dinlenme gibi bir opsiyonumuz da yoktu. Odaya akşam geç vakitte gelip, sabah çok geç kalmadan çıkıyorduk. Günü değerlendirelim paniği ile, tüm gün dışarıda vakit geçiriyorduk haliyle.

Bilet Fiyatları:
İlk girişten başlayayım. Biletler internette daha uygun. Bu sebeple internetten bir gün önce biletleri aldık. Link burada.
Ama bilet çıktısını mutlaka istiyorlar. Biz otelin civarında telefon vs satan bir dükkandan çıktısını aldık. 1 dükkana sorduk, bu tür bir yer nerden bulabiliriz diye; 2 yan bina yanıtını alınca çok da sevindik.

Disneyland için sabah 7 gibi yollara düşmek lazımmış. Biz evden 10 gibi çıktık. Yaz aylarında metro hatlarının çoğu kapalı olduğu için, Disneyland Rer hattına ulaşmamız epey uzun sürdü. Metro’dan indikten sonra yaklaşık 30 dk yürüdük ve Rer-A metrosuna ulaştık. Buradan tekrar Rer-A bileti aldık. Bunu yine 10’luk bilet olarak aldık. Çünkü gidiş dönüş toplam 8 bilet kullanıyorduk zaten (4 kişi). Yine adambaşı rakamı, tek almaktan daha ucuza gelmiş oldu.
Disneyland’a giriş biletimizi yukarıda bahsettiğim linkten aldık. Tek park için tek gün giriş aldık. Adambaşı 70euro ödedik. Toplam 4 kişi ücreti 280 euro oldu.
Giderken bizi bir öğün kurtaracak çikolatalı croissanst’larımız yanımızdaydı. Sıra beklerken çocuklar acıkıyordu ve yemek kuyruğuna girmek bize 1 saat kayıp yaratacaktı. Zaten tüm Paris seyahatimiz boyunca croissant, çikolata, çubuk kraker, bisküvi erzağımız yanımızdaydı. Ekonomik olmasından ziyade, zaman kaybettirmemesi açısından bu kısım önemliydi. Bu noktada yanınızda kilitli veya benzer tip buzdolabı poşeti götürmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Disneyland çok büyük bir alanda kurulmuş, dolayısıyla önce bakayım, sonra hangisine bineceğimize karar verelim opisyonumuz yok. Gitmeden internetten araştırdık.
Neye binerseniz binin, mutlaka keyif alıyorsunuz. Karanlık mağara içinde, o aletin konseptine uygun öyle güzel ambiyanslar yaratılmış ki. Daha çok alana girebilmek için hızlı olmaya çalışıyorsunuz sadece.
Bazı alanlarda fast pass girişi koyulmuş. Biletinizi cihaza okutup, hızlı geçiş bileti alıyorsunuz. 2-3 saat sonrasına veriliyor biniş hakkı genelde. 1-2 yerden fast pass bileti alırsanız, o sırada fast pass olmayan aletlere binebilirsiniz.
Big Thunder Mountain: inanılmaz bir deneyim önce bunu yazayım. Açık alanda bir trene biniyorsunuz ve tren sizi dağın içinde gezdiriyor ama resmen bir ters dönmediği kalıyor. Ben izlerken bile gerildim ve binmedim. Benim 7 ve 9 yaşındaki çocuklar babalarıyla bindiler ve gelip bana yalvardılar; Anne nolur sen de bin diye. O kadar uğraştılar ki beni ikna etmek için, sonunda pes ettim tamam dedim. Big thunder’ın girişine tekrar geldiğimizde bir de ne görelim! Alet geçici olarak kapatılmış:)
Kırmızı Başlıklı Kız: Girişte Kırmızı Başlıklı Kız mağarası ilk tercih ettiğimiz kısım oldu (kızımla), hatta 2 kez bindi buna. Biz kızımla sıra beklerken, oğlum ve eşim başka opsiyonlara bakmaya gittiler. En naif, en keyifli alanlardan biri kesinlikle buydu.
Indiana Jones: Bu da Big thunder mountain kadar insanın sınırlarını zorlayan bir roller coaster. Çocuklar bayıldı.
Phantom Manor: Perili ev burası. Muhteşem! 7 yaş altı korkabilir eğer bu tür şeylere aşina değilse. Grupça önce perili bir evi yürüyerek geziyorsunuz, periler uçuşuyor ordan burdan. Sonra köşk içindeki trene binip, içerde bir gezinti yapıyorsunuz, kuru kafalar, kafasız gelinler vs. Çocuklarım korkar diye düşündüm ama onlar yine bayılmışlardır. Benim de en beğendiklerimden burası kesinlikle.
Buzz Lightyear: klasik lunaparklarda bulunan galaksi şeklinde bir alete bindik çocuklarla. Görüntüde ‘’bebek işiydi’’ ama o bile baya korkuttu beni. Bu yeni nesil nasıl korkusuz gerçekten anlamak güç.
Bunların dışında aklımda kalan, içine girip kaybolduğunuz mağara. Korkarak, el ele tutuşarak içeride geziyorsunuz, aman diyeyim bir birinizden ayrılmayın. Tam çıkışta buluşalım dediğiniz anda bir bakıyorsunuz ki herkes apayrı çıkışlardan çıkmış. Bu sefer birbirinizi bulamıyorsunuz.
Walt Disney studios’a girmedik biz, bu park 1’i bile bitiremediğimiz için başka macera aramadık.
Gece 11:30’da Disneyland’da havai fişek gösterisi başlıyor. Herkes meydanda yerlere oturuyor ve yürüyecek alan bile kalmıyor. O saate kadar yeme-içme işlerinizi mutlaka bitirin. Yoksa bir yerden yere gidemiyorsunuz ve prenses şatosunu gören önlerden bir yerde yerinizi tutun. Saat 9 itibariyle insanlar yer tutuyordu, neden olduğunu gece 12’ye geldiğinde anladık. Çok arkalarda kaldığımız için çocukların şatodaki ışık gösterisini görmesi epey zor oldu. Sırayla çocukları kucağımıza almaktan belimizi epey zorladık. Gösterinin bitmesine 5 dak. kala gibi de koşarak metroya gittik. Binlerde kişinin aynı anda çıkış kapısına hücum etmesini ve arada ateşlenmiş bir çocukla olmayı hayal bile edemedik.
Öyle koşturmaca geçti ki Disneyland kısmı. Bir dahaki gidişimizde Disneyland otelinde kalmayı ve 2 gün rahat rahat gezmeyi tercih ederim kesinlikle.
Disneyland’ın mobil uygulamasını mutlaka indirin. Ayrıca Magic Guide uygulaması da işinize yarayacaktır. Disneyland’da gayet fonksiyonel çalışan bir free wifi var. Hangi aletin olduğu kısma gitmek istiyorsanız, Google maps’e yazın size yolu tarif etsin. Yoksa Disneyland’a arayarak bir yeri bulmanız mümkün değil. Örneğin Big thunder Mountain yazıyorsunuz, size mis gibi tarif ediyor:)
Çocuklarla Paris (veya Yurtdışı) Seyahati için Gerekli Olabilecekler:
- Yere serilecek, taşımada ağırlık yapmayacak, hafif bir örtü (decathlon deniz havlusu en ideali)
- Yakınlarda mutlaka bir pastane bulursunuz, tazecik croissantları çantanıza kilitli buz dolabı poşetleri ile koyun. O kadar lezzetli ki corissantlar, ara öğünleri kurtarıyor kesinlikle. Poşet alın diyorum çünkü, croissant çok yağlı bir çörek ve yağı kağıttan pastane ambalajının dışına sızıyor. Çantadaki kıyafetlerinizi yağ içinde bırakabilir..
- Ateş ölçer, ateş düşürücü, boğaz pastili, antibiyotik, düşme yaralanma gibi durumlar için batikon ve pamuk:) Seyahatimizin son günlerinde, oğlumun ateşlenmesi sebebiyle (doktorumuzla konuşarak) antibiyotiğe başlamak zorunda kaldık. Bu sebeple antibiyotiği iyi ki yanıma almışım dedim. Seyahat sağlık sigortanıza güvenmeyin çünkü bu poliçe sadece Acil Durum'a giren rahatsızlıkları karşılıyor (kırılma, kesik, kalp krizi vs)
- Yağmurluk. Artık hiçbir mevsim öngörülemiyor. Biz Ağustos ayında orada bulduğumuz bir decathlon mağazasından yağmurluk almak zorunda kaldık.
- Pürel, selpak, ıslak mendil: açık alan çocuk parklarının girişinde uzay mekiği şeklinde olan WC’leri illaki kullanmak zorunda kalıyorsunuz ve sıvı sabun ve su nerden akıyor bulana kadar pürel gibi kurtarıcılar gerekiyor. (Not: bu uzay mekiği wc’lerde su ve sabun işareti olan bir duvar var. Oradaki yazının altındaki boşluğa elinizi tutun, hiçbir ibare, düğme yada musluk ağzı yok. Çalışmıyor diye düşünüp vazgeçmeyin. Sabırla elinizi altına tutun, bekleyin su ve sabun akıyor:D
- Haritaların üzerine not almak için bir cd kalemi atmıştım çantaya. Çok işe yaradı.
- Çocuklarım kaybolur mu diye endişelenmedim değil. Önce Apple’in bir atölye vesilesiyle verdiği plastik saatimsi aparatın üzerine cd kalemi ile benim adımı ve gsm numaramı yazdım, çocuklarına bileğine taktım. Sonra çocuklar rahatsız oldukları için çıkarınca, ceplerine 1’er adet kartvizitimi koydum. Siz daha pratik bir bileklik bulabiliyorsanız, mutlaka takın kollarına bence.
Çocuk kaçırma olacağı için değil de, kaybolma durumunda çok az İngilizce bilen güvenlik güçlerine derdimizi anlatmak zor olacağı için..
Hepinize eğlenceli, güzel bir seyahat dilerim.
*Otel Listesi
|
Otel adı |
Bölge |
Kategori |
Sıralama |
Oda tipi |
||||
|
Bridgestreet Le Marais Area |
Arr2/3/4:Halles-Marais-Notre Dame, Paris |
1. KATEGORİ DAİRE |
|
Apart Daire Two Bedrooms |
||||
|
Adagio Paris Haussmann |
Arr8/16:Etoile-C.Elysées/Trocadero, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.5 |
Apart Daire 4 Kisi |
||||
|
BridgeStreet Suite Opera |
Arr8/16:Etoile-C.Elysées/Trocadero, Paris |
2. KATEGORİ DAİRE |
|
Apart Daire Standart |
||||
|
Pavillon Courcelles Parc Monceau |
Arr17:Arc de Triomphe-Pte Maillot, Paris |
REZİDANS |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
CADET Résidence |
Arr.9 Opéra-St Lazare, Paris |
RESMİ KATEGORİ DIŞI |
4.5 |
Stüdyo Standard |
||||
|
Adagio Access Paris Eiffel |
Arr14/15:Montparnasse-T. Eiffel, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Aparthotel Adagio Paris Centre Tour Eiffel |
Arr14/15:Montparnasse-T. Eiffel, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.5 |
Apart Daire Promo |
||||
|
La Maison Saint Germain |
Arr8/16:Etoile-C.Elysées/Trocadero, Paris |
APART OTEL 4 * |
4.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
BridgeStreet Suite Le Marais |
Arr2/3/4:Halles-Marais-Notre Dame, Paris |
4 YILDIZ |
|
Apart Daire Two Bedrooms |
||||
|
Hotelhome Paris 16 |
Arr8/16:Etoile-C.Elysées/Trocadero, Paris |
REZİDANS |
4.5 |
Suit Standart |
||||
|
Villa Daubenton |
Arr5/6:Quartier Latin-St Germain, Paris |
3 YILDIZ |
4.5 |
Apart Daire 4 Kisi |
||||
|
Citadines La Defense Paris |
Ouest-La Défense, Paris |
3 YILDIZ |
3.5 |
Apart Daire One Bedroom |
||||
|
Adagio Paris XV |
Arr14/15:Montparnasse-T. Eiffel, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Porte de Versailles |
South-Parc des Expositions area, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio La Defense Courbevoie |
Ouest-La Défense, Paris *BİLGENLERİN OFİS |
APART OTEL 4 * |
4.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio la Defense Kleber |
Ouest-La Défense, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Access Defense Charras |
Ouest-La Défense, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.0 |
Stüdyo Standart |
||||
|
Adagio Access Paris Asnieres |
Ouest-La Défense, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Paris Montrouge |
South-Parc des Expositions area, Paris |
APART OTEL 4 * |
4.0 |
Apart Daire 4 Kisi |
||||
|
Adagio Paris Buttes Chaumont |
Arr19/20:La Villette-Père Lachaise, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.5 |
Apart Daire 4 Kisi |
||||
|
Adagio la Defense-Le Parc |
Ouest-La Défense, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Promo |
||||
|
Residhome Paris Issy Les Moulineaux |
Issy Les Moulineaux, Paris |
REZİDANS |
4.0 |
Apart Daire Business |
||||
|
Adagio Access Paris P Auguste |
Arr18:Montmartre-Sacré Coeur, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Access Paris Villette |
Arr19/20:La Villette-Père Lachaise, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.0 |
Apart Daire Capacity 4 One Bedroom |
||||
|
Appart’ City Confort Paris Grande Bibliotheque |
Arr12/13:Bastille-Bercy, Paris |
4 YILDIZ |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Lagrange Apart’Hotel Paris Boulogne |
Boulogne, Paris |
REZİDANS |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Paris Bercy |
Arr12/13:Bastille-Bercy, Paris |
APART OTEL 4 * |
4.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Access Colombes La Defense |
Colombes, Paris |
APART OTEL 3 * |
4.0 |
Stüdyo Standart |
||||
|
Adagio Access Pte De Charenton |
East Disneyland Paris, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio la Defense Esplanade |
Ouest-La Défense, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Promo |
||||
|
Adagio Access Paris Ivry |
Ile de France, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Paris Vincennes |
Arr12/13:Bastille-Bercy, Paris |
APART OTEL 4 * |
4.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adonis Paris Sud |
Ile de France, Paris |
REZİDANS |
3.0 |
Apart Daire Capacity 4 One Bedroom |
||||
|
All Suites Appart Hotel Orly Rungis |
Paris Orly Airport, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.0 |
Suit Standart |
||||
|
Sejours & Affaires Massy Atlantis |
Ile de France, Paris |
2 YILDIZ |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Access Massy |
Paris Orly Airport, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Relais de Palaiseau |
Paris Orly Airport, Paris |
REZİDANS |
2.5 |
Apart Daire Two Bedrooms |
||||
|
Hotel ibis Styles Parc des Expositions de Villepin |
Paris CDG-Roissy Airport, Paris |
3 YILDIZ |
3.0 |
Aile Odası Connecting Room |
||||
|
Residhome Roissy Village |
Paris CDG-Roissy Airport, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire One Bedroom |
||||
|
Adagio Access Carrieres Poissy |
Ile de France, Paris |
APART OTEL 3 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
City Residence Chelles |
East Disneyland Paris, Paris |
REZİDANS |
2.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Appart’ City Confort Bois D'Arcy Versailles |
Ouest-Versailles, Paris |
3 YILDIZ |
2.0 |
Apart Daire Standart |
||||
|
Adagio Val d'Europe |
East Disneyland Paris, Paris |
APART OTEL 4 * |
3.5 |
Apart Daire Standart |
||||
|
|
||||||||
Özlem CANBOLAT
Lulutata.com ve Lulutata Dijital Kurucusu
