Kardeş Çatışmaları
(Soldan sağa: Doğa, Deniz, Toprak)
-Annee Doğa bana git dedi kafama vuyduu... hüüü
-Annee Toprak beni itttiii… hüüüü
-Annee Deniz beni odasına almıyooo…hüüüüü
-Çocuklaar! Hiç hoş değiiil. Lütfen kardeşinden özür dile ve barışın, hadi tatlım.
Bu aralar evimizdeki durumlar bundan ibaret. Aslında herkesin aşina oluğu bir konudan bahsetmek istedim. Sanıyorum insanlık tarihi kadar da eski bu konu. Bir çocuğun gözüyle bakarsak ‘Anne onun her şeyidir, hayat’tır. Eee söz konusu olan Anneyi paylaşmaksa ister istemez her konuda birbirlerini rakip olarak görüyorlar.
Bazen bu itişip kakışmalar o kadar artıyor ki ikisinin bazen üçünün arasında, sanki ring’te boksörlerin arasında kalmış bir hakem gibi hissediyorum kendimi. Genelde paylaşılamayan bir oyuncak veya herhangi önemsiz bir şey bu tür bir kavgayı ateşleyebiliyor. Deniz kızımın ikizleri tenhada kıstırıp, hafiften pataklama teşebbüsleri; ikizlerin birbirlerini itip kakmaları...Çekişmeler, itişmeler, kıskanmalar, kucağa gelme yarışları…
Peki ama neden minik meleklerim bunları yapıyor?
Biraz araştırdım. Psikologlar bu konuda, "Kardeşler arasında kavga son derece normaldir. Hatta önemlidir. Çünkü çocuklar bu kavgalar sonucunda kendi sınırlarını, haklarını ve taleplerini fark eder, aynı zamanda anlaşma yapmayı da öğrenirler" diyor. Yine de daha büyük çocuklar için uzun süren kardeş kavgalarında, durumu kontrol altına almakta fayda var.
Deniz 4,5 yaşında, ikizlerim Doğa ve Toprak ise henüz 2,5 yaşındalar. Bu yaşlarda çıkan kavgaları, dikkatin yönünü değiştirme şeklinde sona erdirebilmek mümkün. Bu çözüme sık sık başvuruyorum bu sıralar. Dikkatlerini çekmek için bana en çok yardımcı olan şeyler yeni kitaplar, sevdikleri oyuncaklar ve malesef tablet bilgisayar ile sakız oluyor. Bazen de herhangi bir olaya yada pencereden gördüğüm bir şeye dikkatlerini çekiyorum. Tabi bu durumda merak uyandırıcı bir ses tonu kullanmak önemli. :) Bunlardan biri ile dikkatlerini çekince can ciğer olup hep birlikte aktivite içinde oluyorlar ve az önceki kriz anı çoktan geçmişte kalmış oluyor.:)
Şimdilik benim çözümüm işe yarıyor ancak yaşlar büyüdükçe sorunlar ve dolayısıyla çözümler de şekil değiştirecek. Diğer yandan araştırdığım kadarıyla küçük yaşlardan itibaren birlik, beraberlik ve paylaşımcılığı temel prensip edinerek büyütülürse çocuklar, ileride birbirlerine daha anlayışlı ve toleranslı olabiliyorlar. Yine küçük yaşlardan itibaren olumlama yapmak ve olumlu hareketlerini ödüllendirmek de kıskançlığın zayıflatılmasında büyük etken. Örneğin ikizler birbirleriyle oyun oynarken yanlarına gidip ‘size kocaman aferin, ne güzel oynuyorsunuz kardeş kardeş, ne kadar iyi anlaşıyorsunuz’ demekle olumlama yapmış ve bilinçlerine olumlu mesajlar bırakmış oluyoruz. Hatta bazen ödül vererek de bu etkiyi daha da arttırmak mümkün. Kıskançlıklar, kavgalar her zaman olacak, bunlar normal kabul edilen durumlar. Önemli olan ailenin adaletli ve sevgi dolu yaklaşarak kriz yönetimini en iyi şekilde yapmaları.
Daha yolun başında bir 3 çocuk annesi olarak umarım sevgi ve sabırla hepsinin üstesinden gelebilirim.
Annelik o , bu , şu değil; sonsuz sabırdır...
Ya Sabır!:)
Deniztoprakdoğa
